Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda Düzenlenen Mevlit Kandili Programı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda düzenlenen Mevlit Kandili Programında hükümlülerle bir araya geldi.

Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda, 3 Şubat 2011 tarihinde gerçekleştirilen programa; Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Onuk ve Genel Müdür Yardımcıları Selami Candemir ve Erhan Polat, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Harun Kodalak,  Kurum Müdürü Ali Turan Karadağ, Ceza infaz kurumu İkinci Müdürü M. Akif Taşkolu, İdare Memuru Cavit Makinist, Kurum Öğretmenleri Recai Yıldız, Fikri Altuntaş, Mehmet Büke ve Naci Bilmez, İnfaz Koruma Başmemuru Ramazan Danacı ve Kurum personeli ile hükümlüler katıldı.

Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Camiinde yatsı namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ankara’nın seçkin hafızlarının okuduğu Kur’an-ı Kerim, Mevlidi-i Şerif ve ilahîlerin ardından gecenin mana ve önemi hakkında bilgi verdi. Görmez, “Bugün ben, sizinle birlikte olmayı tercih ettim. Bir iki saatliğine de olsa sizlerle birlikte hükümlü olmak için aranızdayım.” diye seslenen Başkan Görmez, daha önce yapılanların geride kaldığını belirterek, “Asıl olan hayatın bundan sonraki kısmıdır.” dedi.

Gülsuyu ve mevlit şekerinin dağıtımının ardından programının ikinci bölümü için ceza infaz kurumu kültür salonuna geçildi. Hükümlüler, programa yoğun ilgi göstererek, kültür salonunu hınca hınç doldurdular.

Başkan Görmez, ceza infaz kurumundaki programda bulunma nedenini anlatırken, “Bu mübarek Mevlit gecesinde, birkaç saatliğine de olsa sizlerle hoş sohbet etmeye geldim.” şeklinde konuştu.

“Allah, şirk hariç, bütün günahları affeder”

Başkan Görmez, hükümlülere önemli tavsiyelerde bulunarak, irade ve tövbe ile birçok hata kötülüğün üstesinden gelinebileceğini belirtirken, İslam’da aslî günah bulunmadığını, dededen babaya, babadan çocuğa geçen bir günahın olmadığını vurguladı. Başkan Görmez, şöyle devam etti: “Günah şahsidir. Allah’a şirk koşmadıktan sonra yapılan bütün günahları Yüce Yaratıcı affediyor. Şimdi sizin şahsınızda 82 bin hükümlü kardeşime sesleniyorum: ‘Asıl olan, hayatın bundan sonraki kısmıdır. Daha önce yapılanlar geride kaldı. Bize düşen, şu ânı çok iyi değerlendirmek, iyiliğe, güzele ve hayra tebdil etmektir. Oturduğunuz yerde siz, güzel şeyler düşünerek, yanı başınızdaki kardeşinizle güzel bir şekilde muhabbet ederek içinde bulunduğunuz hâli iyiliğe tebdil edebilirsiniz.  Kardeşinize selam vermeniz, tebessüm etmeniz sadakadır. Sabahleyin kalktığınızda aynı kaderi paylaştığınız dostunuza, arkadaşınıza sevinç taşımanız hayırdır.”

“Kim mahkûm kim hür, bu tartışılır”

Filozof ve ahlâkçıların hürriyeti üçe ayırdığını, bunların birincisinin cismanî ve bedenî hürriyet, ikincisinin siyasî ve medenî hürriyet ve üçüncüsünün ahlâkî ve vicdanî hürriyet olduğunu anlatan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü: ''En büyük hürriyet, ahlâkî ve vicdanî hürriyettir. Ahlâkî ve vicdanî hürriyetini kaybeden insanlar, siyasî ve medenî hürriyetini de cismanî ve bedeni hürriyetini de kaybediyorlar. Öyle insanlar var ki Kızılay Meydanı'nda özgürce dolaşırlar ama mahkûmdurlar. Öfkelerine, kin ve intikamlarına mahkûmdurlar. Orada bir hürriyet yok. Öyle insanlar da vardır ki, cezaevinde dört duvar arasında mahkûmdur ama hürdür. Çünkü gönlünü, kalbini hürleştirmiştir, gönül dünyasında hürriyeti arar. Onun için kim mahkûm, kim mahkûm değil, kim hür, kim hür değil? Bu tartışılır.”

 “Bütün cezaevlerinin boş olduğu bir Türkiye niyaz ediyorum”

Modern zamanlardaki ceza sisteminin, sadece hatayı işleyeni değil onun etrafındaki bütün aile efradını, ailesini ve çocuklarını da cezalandırdığını belirten Başkan Görmez; sivil toplum kuruluşlarının, hükümlülerin aile ve yakınlarına yardımcı olmak için seferber olması  gerektiğini vurguladı. Başkan Görmez, “Aileyi geçindiren, ailenin reisi bir hata yaptı, kötülük işledi, yıllarca mahkûm oldu. Eğer ailede üreten tek kişi mahkûm olursa geride kalan bu insanlar ne olacak? Bunlara sahip çıkacak bir sistem kurmamız gerekiyor. Ama asıl hedef, hiç hükümlünün olmadığı bir toplum oluşturmak olmalı. Hiç ceza infaz kurumu olmamalı. Bütün ceza infaz kurumlarının boş olduğu bir Türkiye niyaz ediyorum. 'Buradan özellikle sivil toplum örgütlerine seslenmek istiyorum. Bunlardan bir kısmı bir şekilde yanlışlık yaparak düşmüş insanlar, bu insanların ailelerine, çocuklarına, yakınlarına yardımcı olmak için sivil toplum kuruluşları olarak seferber olmak durumundadır. Türkiye'deki bütün hayırseverlerin hatta Adalet Bakanlığı’nın öncülüğünde sistem kurarak verdiği cezanın şahsî olmasını sağlayarak özellikle aile efradının da mağdur olmaması için tedbirler almak gerektiği düşüncesindeyim.

Aile reisi 10-20 yıl mahkûm oldu. Eğer ailede üreten tek insan anne ya da baba ise geride kalan bu insanlar ne olacak. Bunlara sahip çıkacak bir sistem kurmamız gerekiyor. Ama asıl hedef ne olmalı? Hiç hükümlü olmamalı. Bütün ceza infaz kurumları boş olmalı. Bu mübarek Mevlit Kandili’nde bütün ceza infaz kurumlarının boş olduğu bir Türkiye niyaz ediyorum.'' dedi.

Hükümlülere Hz. Muhammed’in hayatını anlatan kitap hediye hediyesi

Hükümlü ve tutuklulara, Mevlit Kandili vesilesiyle Hz. Muhammed'in hayatını baştan sonra okumalarını tavsiye eden Görmez, şöyle devam etti: “Yarın buradaki bütün kardeşlerimize peygamberimizin hayatını anlatan imzalı bir kitap göndereceğim. Bu gecenin anısına okuyalım ve onu okuduğumuzda hayatımızın nasıl değiştiğini göreceğiz.''

Başkan Görmez’in konuşmasının ardından Kur'an-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif ile birlikte ilahiler okundu. 

Program sonunda katılımcılara Kur’an-ı Kerim ve geleneksel mevlit şekeri dağıtıldı.